Jump to content
hasangdr

The Kite Runner (2007) - Uçurtma Avcısı

Tavsiye Edilen İletiler

hasangdr    1.156
hasangdr
The Kite Runner
  7.6/10
  6,8/10
  • Ülke
    ABD, Çin
  • Tür
    Dram
  • Dil
    Dari, İngilizce, Pushto, Rusça, Urdu
  • Süre
    128 dk
  • Vizyon Trh
    Ekim 2007

IMDb ID tt0419887

The Kite Runner (2007)

Kaliforniya’da yaşayan Amir, ülkeye Taliban rejiminin gelmesinden sonra Amerika’ya göç eden Kabil’li zengin bir tüccar ailenin oğludur. Yıllar sonra çocukluk arkadaşı Hassan ve karısının Taliban tarafından öldürüldüğü haberini alır. Arkadaşının başı dertte olan oğlunu bulmak ve onu kölelik yaşamından kurtarmak için Afganistan’a geri döner.Afgan yazar Khaled Hosseini’nin aynı adlı best-seller romanından uyarlanan “The Kite Runner”’ın yapımcılığını Sam Mendes, Walter F. Parkes ve Laurie MacDonald’ın gerçekleştirdi. Senaryosunu ise “25th Hour”daki çalışmasından tanıdığımız David Benioff ile Khaled Hosseini beraber yazdılar.
Son güncelleme

 

Afgan Oyunu

 

Afganistanın dağlık bir coğrafyaya sahip olduğunu Rambo filmlerinden biliyoruz. Hindikuş dağlarının çevrelediği ülkenin kısa tarihi kendini çevreleyen dağlar gibi, aslında ingiliz ve rus oyunlarında bir bilardo topu gibi kısa bant, o köşeden bu köşeye savrulmak şeklinde özetlenebilir. Yakın tarihi ise oyuna daha başka kural tanımaz bir oyuncunun dâhil olmasıyla yeni bir bilardo türünün varlığını keşfetmiş sayılabilir.

 

Son zamanlarda Afganistan hakkında beni bilgi edinmeye, geçmişi hakkında araştırma yapmaya sevk eden bir film oldu. The Kite Runner/Uçurtma Avcısı idi filmin adı. Yönetmeni benim de beğendiğim birkaç filmi bulunan Marc Forster; Finding Neverland ve Stay isimli filmlerini beğenmiştim. Kendisi sanki ben de sınıf yönetmenlerden biriyim demek istercesine sinema yelpazesinin çok çeşitli renklerinde, çok çeşitli iddialarla karşımıza çıkmaya çalışıyor.

 

Film Halid Hüseyinin aynı adı taşıyan kitabından sinemaya uyarlandı. Söz konusu kitabın bütün dünyada yakaladığı başarı, milyonu geçen satış rakamı yazarımızı da şöhrete kavuşturdu. Senaryo çalışmalarında yönetmenle ve benim o çok sevdiğim 25th Hour filmi senaristi David Benioff ile birlikte çalışma fırsatı yakalayan Hüseyin, bir demecinde filmde kitabında anlatmak istediği şeyleri gördüğünü belirtti. Aslında film tekniği ve kompozisyonu açısından gerçekten kaydadeğer bir iş koyulmuş ortaya; filmin çocuk oyuncuları ile yakalanan başarı, uçurtma sahnelerindeki melodi ve cümbüş bizi zayıf noktalarımızdan yakalayacak nitelikte. Daha çok baba rölündeki Homayoun Ershadinin bize hissettirmeyi başardığı, aslında hikâyenin de temelinde yatan karşılıksız sevgi, suçluluk ve pişmanlık, ataerkil şefkat ve kudret, hayatın devamlılığı fikri; ve gerçekten filmde benim Afgan olarak görebildiğim hayasız rus askerine çıkışı, dünürü hakkında verdiği hüküm, ve günah ile hırsızlık arasında kurduğu o muazzam bağlantı filmde yönetmenden çok kitap ile yazarın yakaladığı bir başarı olarak görünüyor.

 

Sinema çevrelerinde basit bir paragraftan müteşekkil tanıtımları aşan, entellüktüel takıntıların isimler etrafında kurduğu duman alışverişine sığmayacak bir muhteviyata sahip olan filmimiz hakkında beni not düşmeye iten şey ise içinden çıkamadığım kararsızlık duvarını aşabilme isteğidir. Bende bir liman bulmalıyım kendime fırtına geçene kadar. Ve kurşunlar uçuşuyor havada, kahpe.

 

Madem uçurtma diyoruz, biraz da bizim gökyüzümüzün efendilerinden, kuşların kardeşlerinden bahsetmeli. Aslında uçurtma uçurmak göründüğü kadar kolay değildir; uçurtma yapmak en az uçurtmak kadar eğlencelidir, işinin ehli bilir ki uçurtmayı uçuran kuyruğudur. İş doğuya gidildiği ölçüde şenliğe döner, batıya geldiği ölçüde ileri tekniğe bürünür. Çinde ve Japonyada uçurtmaların aryı bir yeri vardır. Uçurtmanın dini ve kültürel bir çok sembolü olduğu bilinir; hatta eski savaşlarda bile kullanıldığı söylenir, selam söyle benden yare turnam deyü uçurtma salınır düşman ellerine; kötü ruhlar kovulur, kâhinler serer gelecek hülyalarını ayaklar altına. Hatta Japon topraklarında halkın o kadar çok vakit kaybetmesinin önüne geçmek için uçurtma uçurmak pek çok defa yasaklanmış, tekrardan uçurulmasına izin verilmiştir.

 

Pakistan ve Hindistanda uçurtma şenlikleri meşhurdur, Taylandda uçurtmaların da bir cinsi vardır. Batıya dönersek elektrik tarihinde uçurtma vardır, "benjamin franklin takmıştır tasmasını yıldırıma uçurtma ile", hava tahminlerinde de o vardır. Bütün kaynaklar uçurtmanın batıya meşhur Marco Polo tarafından getirildiğine işaret etmektedir. 

 

Belki de talibanın uçurtmayı yasaklayışındaki gizi bir Pakistan ve Hindistandaki uçurtma şenliklerine tanıklık edince anlayacağız. Hindistan ve Pakistanda uçurtma şenliklerinin büyük önemi vardır. Bayram ve festivallerde büyük bir kalabalık toplanır, bilhassa Hindistanda binlerce kişi aynı anda, hani bizim "kuşlara yer kalmayan gökyüzü" misali uçurtma uçurttuğu söyleniyor. Aslında müslüman olarak talibana en çok kızması, ondan en çok nefret etmesi gereken bizleriz. Bu adamlar uçurtmayı bile yasaklamışlar yahu... Bu ne zâlimliktir.

 

Bizim topraklarda rüzgârın yavuklusu olarak çıkar karşımıza. Kimler kıskanır seni, çıtalı diye sesleniriz ardınca, "kuyruğu ebem kuşağı" rengindedir. Çocukça bir neşe sarar etrafımızı.

 

Nasıl şimdi biz uçurtmalarımızı ne kadar zaman geçse bile çocukça muhayyilemizde büyüttüğümüz bir masal gibi görüyorsak ülkesini de yazar, ipi kopup boşluğa uçan bir uçurtma gibi görüyor olmalı. Gurbet hasreti içinde barırdırır, bu saf sevginin içimizde büyümesi gibidir. Ancak sevgi, gerçekte kendinden başkasına yanında izin vermez, bu yüzden çoğu kimse sevgi ile yaptığını düşündüğü şeyleri aslında başka duyguların iştiyaki ile yapmaktadır. Yazarları kudretli yapan şey de bu dağınıklığın içinde bize soluklanabileceğimiz durakları göstermesinde gizlidir. Uçurtma Avcısı kitabı "Bugün neysem on iki yaşımda oldum." cümlesi ile başlar. Uçurtma Avcısı, aynı Emirin yaşadığı suçluluk duygusunun hayatına kattığı o mahzun ve mutlu olmayı haketmediği düşündüğünü hissettiren bakışlar gibi kitabın da Halid Hüseyinin yaşantısında geçmişine dönmesi ve kendi ile bir muhasebe yapması yönünde bir rölü olduğunu düşünüyorum. Bu gerçekten üstün bir hikâye dili, fakat hikâyenin benim tarafımdaki en büyük eskikliği bu arayışı ve muhakemeyi bir Afgan olarak değil de afgan asıllı bir amerikalı olarak yapmış olmasıdır. 
 

Konuya vakıf herhangi başka bir amerikalı romancının yazabileceği bir hikâyenin, Afganistan adına birşey katılmadan yazılmış olması, beyazperdeye bunun bir kıyaslama ya da amerikan vicdanını rahatlatmak yönünde bir etkiyle yansıtılması biraz itici geldi bana. Filmin kimi yerlerinde bu tür bir muhasebeyi de görmek mümkün aslında. Bir çok eksiğine rağmen, hatta bazı yerlerinde benim dahi hissedebildiğim bir turistliğine rağmen, ben bilhassa yazarın iyi niyetine inanmak isyorum ki böylesine sinema seyri sunan bir filmden zevk alabileyim. Fakat kitap olarak bunun yerine Ömer Seyfettinin o muazzam Kaşağısına sığınacağım.

 

Bununla birlikte film hakkında yorumlarımızı ve düşüncelerimize biz bir suçluluk duygusunun ya da bir ihtiyacın bizi dürtmesine izin vermeden bakabilen gözler olarak bir çeşit duygu mastürbasyonu sayılabilecek bu temaşanın hangi tarafına duracağımıza karar verme durumundayız. Bu ortamda filmin neye hizmet ettiğini sorgulanmasını isterim. Tam manasiyle Türkçeye çevirecek olursak; "oh ne iyi yapmışız, Afganistanı bombalamışız, bakınız Afgan asıllı yazar bile bizimle aynı düşünüyor, cehennme ve kurtuluş, cennet...". 

 

Ya da biz de mi bir paranoya peydâh oldu, bilemiyorum. Derler ki insan çoğu zaman kendine eziyet eder. Çoğumuz kendi hayatımın gürültüsü içinde yaptıklarımızı kaderin bir tecellisi de sayılabilecek bir doğruluk arayabiliriz. Burada benim kızıyor olduğum, içime sinmeyen şey aslında izleyici ve yakın bir tanık olarak bizim bir film gözünden bu oyuna seyirci kalmamızdadır. Hiçbir süzgeç, hiçbir tartı olmadan, söylenmişse doğrudur, yazılmışsa uygundur türü amerikan bir kabullenme kolaylığına düşmemizdedir. Dünyamız kusursuz bir dünya olsa da film konu itibariyle uydurmaca karakterler ve yerlerden olsa, bir masal ülkesinde geçse muhteşem olarak nitelemek sorun olmazdı benim için. Hiçbir şeye değil de Babanın tabutla gömülmesine içerledim. Bu yüzden bu filmi sevmeme hakkımı kullanmak istiyorum. Sonuç olarak filmler de insanlara benzer; seversiniz ya da sevmezsiniz, güvenirsiniz ya da güvenmezsiniz.

 

Aslında genel itibariyle üzerinde çokça konuşulan ve tartışılan filmler hakkında yazmayı pek tercih etmediğimi söyleyebilirim. Ak ya da kara olmak zorunda kalırız bu gibi durumlarda. Konu Afganistan olmasaydı ya. Ne yapalım Takvimler yüzyıl kadar öncesini gösterirken Afganistanda bizim gibi yeni bir yapılanma içerisinde idi. Zamanında Emanullah Hanın Atatürk ile olan yakın ilişkisini, Türkiye Cumhuriyetini belki de resmi olarak tanıyan ilk ülke olma, ilk resmi ziyaretçisi olma gibi bir notu da ekleyelim de nelerin eksik kaldığını, bizim seyirci koltuğunun nasıl değerli olduğunu anlayalım. Zamanlarında Herat şehrinin sayılı Türk dünyası için sayılı kültür ve medeniyet merkezlerinden biri olduğunu de ekleyelim.

 

Afganistan Amerika ve Rusyanın savaş açtığı ülkelerden biridir, diğeri Almanyadır. Afganistan yaklaşık on sene rus işgali altında kalmıştır. Bu süre zarfında filme de konu bir çok afgan vatandaşı, devlet büyükleri, üniversite öğretim görevlisi idam edilmiş yahut Afganistanı terketmek zorunda kalmıştır, Rusların gelişi ile özlelikle Kâbil üniversitesinde 50ye yakın önemli isim idam edilmiştir. Ülke bu kadar çok değişimin ve yokluğun içinde bir aşırı devletçi, bir aşırı yenilikçi, bir aşırı milliyetçi, bir kömünist, bir aşırı dinci olmuştur. Asla kendisi olamamıştır. Filmde ise Afganistan sadece aşırı dincidir.
 

19. yüzyılda zamanın en güçlü ordusu olan İngilizler, 20. yüzyılda Ruslar, ve bu yüzyılda Amerikalılar. Hani bir üçüncü dünya savaşından bahsedecek olursak, Çini de unutmadan söyleyebiliriz ki Kâbil bir nevi Bosna olma yolunda ihtimalleri zorlamaktadır. Kâbilin Sultanlarından Hasanın seçtiği uçurtmanın renkleri afgan bayrağı renkleriydi, Emirin eşinin adı Süreya Amanullah Hanın da eşinin adıydı. Tabii bunlar bir tesadüf de olabilir. Fakat tesadüf kadere inanmayanların çokça kullandıkları bir kelimeydi galiba.

 

Kaderin onca oyunu ve hoş tesadüflerin arasında, "son otuz yıldır sessiz ve çaresiz bir halkın sesi ve yüzü olmayı" isteyen Halid Hüseyin, belli bir alman disiplini içinde kendi oyununu kurmaya çalışan Marc Forster, Taste of Cherryden de hatırladığımız Homayoun Ershadinin muazzam oyunculuğu, uçurtma şöleninin o çok davetkâr neşesi, Kâbil sokaklarını dumana katan Ford Mustang filmden benim adıma geriye kalanlar olacak. Ve bir de:

 

"Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum", mısrası. Dahasına ne hacet

 

Kaynakça;

 

http://www.kiterunnermovie.com/

http://www.imdb.com/title/tt0419887/

http://www.ntvmsnbc.com/news/432876.asp

http://www.dipnotkitap.net/ROMAN/Ucurtma_Avcisi.htm

http://moviegrande.com/sinema/2008/ucurtma_avcisi.htm

http://www.asianreviewofbooks.com/arb/arti...php?article=263

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/16/cpsab...050716-101.html

http://www.ucurtmakulubu.com/index.php/2007/01/10/9/

 

--------------------

 

Eski sitede a-z-i-z'in 6 Temmuz 2008'de yazdığı incelemedir.

tarihinde hasangdr tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş

Yorum yazmak için hesap oluşturun veya oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap


  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

Hakkımızda

2004 yılında Divxplanet domain adıyla başlayan gelenek, daha sonra altyazi.org ve şimdi de planetdp.org olarak devam ediyor. Türkiye'de popülizm tuzağına düşmeden, tüm sinemaseverlerin uğrak noktası, kaliteli çeviri geleneğinin adresi planetdp.org

 

Yenilenen Site ve forum yapısı, her gün geliştirilen portal ve altyazı veritabanı, kullanıcıların katılımı ve yönetimin desteği ile kısa sürede sinemaseverlerin beğenisini kazandı. Siz üyelerimizden gelen görüş ve eleştirilerle sistemi maksimum fayda sağlayacak şekilde dizayn etmeye devam ediyoruz.

    Yöneticilerimiz

  • mnfc
    mnfc *Admin
  • awalanche
    awalanche Admin
  • SABRE
    SABRE Admin
  • Putte
    Putte *Admin
  • Emre
    Emre Admin
  • yoruk
    yoruk Admin
  • Tuğrul Akça
    Tuğrul Akça Admin

Bizi takip Edin

FACEBOOK

TWITTER

×