Jump to content
hasangdr

Charles Chaplin (1889–1977)

Tavsiye Edilen İletiler

hasangdr    1.241
hasangdr
Charles Chaplin
  • Doğum Adı
    Charles Spencer Chaplin
  • Doğum Günü
    16 Nisan 1889
  • Doğum Yeri
    Walworth, London, England, UK
  • Ölüm Trh
    25 December 1977

IMDb ID nm0000122

Charles Chaplin


Şuraya yönlendir:

  • Charlie Chaplin

 

 

Hayat; yakın plandan bakıldığında bir trajedidir ama uzaktan bakıldığında komedidir.

 

Chaplin 1889da Londrada dünyaya gelmiştir. Maddi açıdan yoksun bir çocukluktan sonra bir nevi aile mesleği olan tiyatroya gönül vermiştir. Daha sonra Amerikada genç yaşında başarıyı yakalamış, oynadığı meşhur karakter Şarlo ile tüm dünyanın göz bebeği hâline gelmiştir. Amerikan sinema sektörü(Hollywood) ile arası pek iyi olmadığından ve kimi politik baskılar sonucu, 1952 yılından sonra İsviçreye yerleşmiş ve 1977 yılında orada hayata gözlerini yummuştur.

 

large.591c81bc7ff04_CharlesChaplin_inceleme(1).jpg

 

Chaplinin hayat hikâyesinde pek detaya girmiyoruz çünkü bir sanatçıyı anlamanın en iyi yolu onun eserlerine bakmaktır.

 

Sanat hakkındaki önemli tartışmalardan biri olan, sanat ne içindir? meselesine, sanat toplum içindir cevabını vermiş bir insandır Chaplin. En özet ifade sanırım budur.

 

Alıntı

Tiyatroda en çabuk öğrenilmiş konulardan biri, halkın, zenginlerin en talihsiz durumda kalmalarını görerek tatmin olmasıdır. Bu tatmin, insanların onda dokuzunun yoksul olmasından ve geri kalan onda birinin zenginliğini içten içe kıskanmasından ileri gelmektedir.
Örneğin, zengin hanımın yerine dondurmayı bir hizmetçi kadının boynuna düşürmüş olsaydım, gülme yerine kadına karşı bir sevgi havası doğardı. Öte yandan, bir hizmetçi kadının yitirilecek bir soyluluğu, gösterişi olmadığından, durum tuhaf, gülünç de olmayacaktı. Zengin birinin boynuna dondurma düşürmek, halkın kafasında onun hak ettiği bir duruma düşmesi demektir.

 

Alıntı

Annem, gördüğüm en büyük mim yaratıcısıydı. Saatlerce pencerenin önünde oturur, sokağı gözler, dışarıda olup bitenleri elleri, gözleri, yüz çizgilerinin anlatımıyla canlandırırdı. Onu seyredip gözlemleyerek, duyguları ellerim ve yüzümle canlandırmayı ve daha ileri giderek, insanı incelemeyi öğrendim.
Şaşılacak bir yön vardı annemin gözleminde. Örneğin bir sabah Bill Smithi sokağa çıkarken görmüş ve şöyle demişti: İşte Bill Smith. Ayaklarını sürüyor, kunduraları da boyanmamış. Kızgın görünüyor. Karısıyla atıştığına ve kahvaltısını etmeden çıktığına iddiaya girerim. Kanıtı mı? Kahvesini içmek ve bir şeyler yemek için pastacıya giriyor.
O gün şaşmaz bir biçimde öğreniyordum ki, Bill Smith karısıyla kavga etmiştir. İnsanları bu biçimde gözlemlemek, annemin bana öğretebileceği en değerli şeydi. Çünkü böylece insanlara tuhaf gelen şeyleri öğrendim, anladım, buldum. Bunun içindir ki kendi filmlerim gösterildiğinde, bir gözüm perdede ise öteki gözüm ve kulaklarım seyircidedir. Seyirciyi güldüren ve güldürmeyen şeyleri saptarım."

 

Ne varsa eskilerde var

 

Duymaya alışageldiğimiz bu cümlede, eskiye duyulan özlemden öte bir şey var. Günümüzün bol efektli, süper kahramanlı, güzel kadınlar ve yakışıklı erkeklerden başkalarının yer bulamadığı sinema dünyası için ise, tamamen gerçek bir sözdür yukarıdaki. Eskide ne mi var? Şöyle cevaplayalım, yeterli olacaktır. Eskide ruh var, his var, zeka var ve yapmacıklığa, sevgisizliğe yer yok. Bunu, konu sıkıntısı yüzünden klasik eserden beslenen Hollywoodun yeniden çevrimlerinde fark ederiz, her şey tamam da, bir şeyler eksik sanki... 

 

Mizah oldukça zor bir iştir çünkü herkesin ilgilendiği şeyler ve onlara komik gelen durumlar farklıdır. Kültürlere ve yıllara göre de değişkenlik gösteren mizah işinde evrenselliği yakalamış eser veya sanatçı sayısı çok azdır bu nedenle. Yukarıda gördüğümüz gibi, Chaplin güldürme işinin doğasını kavramış görünüyor. Ben, neredeyse bir asır sonra Şarlonun hâllerine gülebiliyorsam bu Chaplinin becerisini ortaya koyar. Fakat yalnızca komedi değildir Chaplini bize yakın kılan şey. Bu şey, bu samimiyet değişik bir his, şimdinin sanatçılarında görmediğimiz, duymadığımız bir şey. 

 

Neden peki? Neden samimiyet besliyoruz ki Chapline?
 

Cevap: Chaplin/Şarlo; en ümitsiz zamanlarda bile gülebilmek, en yoksun zamanda, elindekine sevinebilmektir. Küçük düşürülmeye kadar sömürülse bile, hoşgörüdür. Enayilik derecesinde iyimserlik demektir. Chaplin/Şarlo, makineleşmeye ve ruhunu yitirmeye doğru hızla giden ve insanlıktan nasibi olmayanların elinde kalmış insanlara umut da verir. Tıpkı daha önce, komik maceralarıyla yaptığı gibi. Yoksulluk içinde kıvranan, açlıktan ayakkabısını dâhi iştahla yiyebilecek bir karakter, aslında döneminin aynası olma görevini de yerine getirir. Gülmek de bir terapidir derler. Belki de Chaplinin insanları güldürme isteği, onun sanatçının halka karşı sorumluluğu ilkesi ile de ilgilidir. Belki de Şarlo, Büyük Buhrandan kıvranan, maddi eksikliklerden mühimi, artık ümidini de yitirmeye başlayan topluma, böyle hizmet etmiştir.

 

Eserlerinde çoğu işi üstüne almış olan Chaplin; senaryo, yönetmenlik, başrol ile de yetinmemiş, müzikleri de kendisi hazırlamıştır. Hepsinin üstesinden gayet güzel bir şekilde geldiğini belirtmemize gerek yok. Aslında bu yetkinliği de onun sanatçılığının derecesini gözler önüne serer. 

 

large.591c81be76fee_CharlesChaplin_inceleme(2).jpg

 

İngilizcede The Tramp yani avare/serseri olan başkarakteri, Fransızcada Charlotte olarak geçer. Yani bizim Şarlo telaffuzumuzun kaynağı Fransızcadır. Bence de daha güzel. 

 

Melon şapkası, bol pantolonu, büyük ayakkabıları ve bastonuyla ve tabii ki meşhur sakarlığıyla akıllara kazınan bu tipleme, 1915-1930 yılları arasında sessiz sinema döneminde çeşitli maceralarıyla adını duyurmuştur. Şarlo, 1921e kadarki dönemlerde kısa filmlerde göründükten sonra, (Chaplinin kendi film stüdyosunu kurmasının da etkisiyle) bahsi geçen yılda ilk uzun metrajlı film olan The Kidde Chaplin tarafından canlandırılmıştır. Şarlo ile Kids Auto Races In Venicede tanışır ve ona 1931 tarihli City Lights filmiyle veda ederiz.

 

United Artists, 5 Şubat 1919 tarihinde Mary Pickford, Charles Chaplin, Douglas Fairbanks, ve D. W. Griffith tarafından kurulmuştur. Yardım kuruluşu olması düşüncesiyle kurulduktan sonra sinema sanatçılarının yapımcılara karşı ezilmemesi amacıyla hareket etmiştir. Yazık ki United Artists şu an MGM bünyesinde.

 

large.591c81c2650fc_CharlesChaplin_inceleme(3).jpg

 

United Artistsin kurucuları; Charlie Chaplin, Mary Pickford ve Douglas Fairbanks

 

Burada bir parantez açalım, Chaplinin önde gelen filmlerinin çoğunu, kimi Kemal Sunal filmlerinden hatırlarız. Yeşilçam, birçok sinemasal öğeden esinlenmiş olduğu gibi, Chaplinden de ziyadesiyle esinlenmiştir. Ortada bulduğu bir bebeği büyüten, başka bir hikâyede kör bir çiçekçiye yardım eden karakter, savaşta bile sakarlığıyla komik hâllere düşen bir asker, gittiği bir kasabada yanlışlıkla yüksek mevkiden biri olarak davranılan bir zanlı vs. gibi durumlardan hatırlarız bu benzerliği.

 

Chaplin, Komedyenden Ötesi

 

Chaplini sadece bir komedyen olarak hatırlamak, ona karşı büyük bir haksızlık olur. Bunun nedeni ise Chaplinin çoğu eserinde, mizahın altında yatan mesajların da olmasıdır. Yeri geldiğinde mizah ile taşlamayı birleştiren Chaplin, Şarlo tiplemesiyle -ne kadar serseri olsa da- çeşitli mesajlar vermekten geri durmaz. Kimi zaman o meteliksiz hâliyle bir köpeğe kol kanat germektedir, kimi zaman ise sokakta bulduğu çocuğu büyütmek gibi nicelerinin göze bile alamadığı, gerekli fedakârlığı gösteremediği sorumluluklar altına girer. Şarlonun maddi anlamda hiçbir şeyi olmasa da, kendisine ve diğerlerine yetecek kadar insanlığı vardır ve tabii bir de mizahı. Bu insan sevgisi, insana dair nice erdemlerin çabucak yitirildiği bir dönemde kendisini elbette gösterir ve Şarlo, bu bozulmanın sebebi olarak gördüğü makinalaşmaya ve kapitalizmin her şeyden üstün gelmesine kendi üslûbunca eleştiri getirir. İnsanı çarklar arasında sıkışmış bir şekilde tasvir etmesi, bu derinliğinin güzel bir örneği. 

 

large.591c8375b98c6_CharlesChaplin_inceleme(5).jpg

 

Sessiz sinemanın devrinin artık tamamen geçtiği dönemler, Şarloyu biraz zorlayacaktır. Gelişen teknoloji ile bir sinema devri de kapanırken, Chaplin hâlen daha sessiz film çekmeye devam eder. City Lightsdan sonra bir süre beklemiş ve Modern Timesı da yine sessiz olarak çekmiştir. Ama verdiği mesaja da uygun şekilde, filmde sadece makinelerden ses çıkmaktadır. Filmin sonunda Şarlonun söylediği şarkıyla(anlamsız sözlerden oluşur şarkı) da Chaplinin sesini ilk kez duyarız. Modern Times; Chaplinin diğer filmlerine göre biraz farklı bir yerde duruyor, sonra çektiği The Great Dictator da öyle. Bu iki filmde üslûbunu taşlamaya daha yakın tutan Chaplin, insanlığa ölümsüz mesajlar vererek işinin sadece güldürmek olmadığını kanıtlar. Modern Timesda, yukarıda bahsettiğimiz, makineleşme ve kapitalist dünya eleştirisi ön plandayken The Great Dictatorda ise -dönemin sıcak gelişmelerine uygun bir şekilde ve gelecek olan felâketlere de dikkat çekercesine- dönemin baş siyasi aktörlerinden Adolf Hitlere ve faşizme cevabını mizahi yoluyla verecektir. Chaplinin ilk sesli filmi olma özelliğini de taşıyan filmde Yahudi bir berberin hikâyesi I. Dünya Savaşı ile başlar ve dönemin Almanyasının hâlet-i ruhiyesini bize sunar. Filmin yılı 1940 olmasına rağmen Chaplinin bu film için seneler boyu çalıştığını biliniyor, ve unutmayalım ki devir, Hitlerin en güçlü olduğu, her devletin çekindiği bir Almanyanın olduğu devir. The Great Dictator, üzerine kitaplar dolusu yazılacak nitelikte ve dolulukta bir film. Filmdeki her lakap yerli yerinde, anlatım ise müthiş bir cesaret içeriyor. Chaplin; insanlığın yüz karaları karşısında yine insanlığa müthiş bir güven duyar. Sonda ise, bir insanlık manifestosunu dinleriz. Chaplinin söylediklerinin değeri, belki de bu kadar yıl konuşmadığı filmlerinden de ötedir:

 

large.591c81c48f71b_CharlesChaplin_inceleme(4).jpg

 

"Özür dilerim ama ben imparator olmak istemiyorum. İnsanlara hükmetmek ya da ülkeler fethetmek istemiyorum, bunlar beni ilgilendirmiyor. Benim amacım elimden geldiğince herkese yardım etmek; Yahudi, Katolik, siyah ya da beyaz tenli olsun fark etmez.
Aslında hepimiz birbirimize yardım etmek istiyoruz, insanlık bunu gerektirir çünkü. Hayatımızı diğerlerinin acıları üzerine değil, mutlulukları üzerine kurmak isteriz. Kimseden nefret etmek ya da kimseyi hor görmek istemiyoruz.
Yeryüzünde herkese yetecek kadar yer ve zenginlik var. Hayat hür ve mutlu bir şekilde yaşanmalı ama biz bu doğru yoldan koptuk.
Hırs; insan ruhunu zehirledi, insanlar arasına nefret duvarları ördü ve bizi sefalet ve katliamlara sürükledi. Hayatı daha hızlı yaşıyoruz belki ama kendimizi dış dünyaya kapattık, makineleşme ise bolluk getirecekken, bereketi götürdü. Artan bilgimiz bize kibir verdi, zekâmız da nezaketimizi ve anlayışımızı düşürdü. Çok düşünüyoruz ve az hissediyoruz. Oysa makinelerden çok insanlığa muhtacız. Zekâdan çok nezaket ve anlayışa ihtiyacımız var. Aksi takdirde hayat bir kargaşa olur ve yitik bir hâle döneriz. 
Uçak ve radyo gibi icatlar bizi birbirimize yaklaştırdı. Zaten bu icatların ortaya çıkma sebepleri, insanların içindeki kardeşlik duygusu ve iyiliğin ispatıdır. İşte, şu anda söylediklerim tüm insanlara ulaşıyor; insanların özgürlüklerini ellerinden alıp onlara işkence eden bir sistemin kurbanı olan ümitsiz kadınlara, erkeklere ve çocuklara. Beni duyanlara sesleniyorum, umudunuzu yitirmeyin Üzerimizdeki kara bulutların sebebi; hırslarının kölesi olanların, insanlığın gelişiminden korkmalarıdır. Bu nefret, diktatörlerin ölümüyle birlikte ortadan kalkacaktır. Böylece onların halktan çaldıkları güç de halka geri dönecektir. İnsanlar ölse bile hürriyet ölmez
Askerler; kendinizi bu canilerin eline bırakmayın çünkü onlar sizi aşağılar, sizi köle yapar, sizi bir sürüye çevirir, size ne yapmanızı, ne düşünmenizi, ne hissetmenizi dikte eder, sizi ezerler ve sizi sürü yerine koyup göz göre göre ölüme yollarlar 
Kendinizi bu insanlıktan çıkmış, makineleşmiş kalplere sahip makineleşmiş insanların ellerine bırakmayın. Siz ne makine ne de sürüsünüz Siz insansınız, kalbi insanlık sevgisiyle dolu olan... Siz nefret etmezsiniz Nefret; sadece sevilmeyenin ve insanlıktan çıkmış olanların bildiği bir şeydir.
Askerler, esaret için değil, özgürlük için savaşın 
İncilde de yazdığı gibi; "Cennet insanların içindedir." Tek kişinin yahut bir zümrenin içinde değil, herkesin içindedir Sizin de Siz insanlar, kimisi gücünü makine üretmek için kimisi de mutlu olmak için harcayan insanlar. Bu sizin elinizde; gücünüzü hayatı özgür ve güzel bir hâle getirmek, onu hoş bir maceraya çevirmek içi harcayın. Demokrasi için bu gücü kullanalım, hepimiz birlik olalım Yeni bir dünya için mücadele edelim; genç erkeklerin iş bulabildiği ve yaşlıların da ömürlerinin son demlerini huzurlu bir şekilde yaşadığı güzel bir dünya için. Böyle dünyalar vaat ederek, caniler iktidarı ele aldılar. Oysa onlar yalancıdır Vaatlerini yerine getirmediler, getirmeyecekler de Diktatörler kendi hırslarının peşinde koşup başkalarını köleleştirdiler. Şimdi biz, bu vaatleri gerçekleştirmek için mücadele edelim Özgür bir dünya için savaşalım; sınırların olmadığı, hırsın, nefretin ve hoşgörüsüzlüğün galebe çalmadığı bir dünya için. Özgür bir dünya için savaşalım; bilimin insanların iyiliği için kullanıldığı akılcı bir dünya için. Askerler, demokrasi adına birleşelim
Hannah, beni duyuyor musun? Her neredeysen, başını kaldır ve bak Hannah. Bulutlar çekiliyor Güneş kendini gösteriyor. Karanlıklardan aydınlıklara çıkıyoruz. Yeni bir dünyaya yelken açıyoruz; insanların nefret, hırs ve acımasızlıklarından kurtuldukları bir dünyaya. Bak Hannah, insan ruhu kanatlandı, yükseliyor. Gökkuşağına doğru uçuyor, umudun ışığına doğru, geleceğe uçuyor, senin benim ve hepimizin önündeki aydınlık geleceğe. Bak Hannah

 

Alıntı

Şarlonun yüzünden kapatılan gazete

 

Milli Şef döneminde, dünyaca ünlü sanatçı Charlie Chaplin (Şarlo) yüzünden gazetelerin kapatılması ilginçtir. 1943 yılında Amerikanın Sesi Radyosundan Türk halkına bir mesaj yollayan Chaplinin sözlerini aktaran Ahmet Eminin Vatanı, bu kez 2 ay kapatılır.
Chaplinin o günlerde çevirdiği bir filmde(The Great Dictator) Hitler ile alay etmesi, bizim o günlerde izlemekte olduğumuz dış politikaya pek uymadığı için Yalmanın başına bu iş gelmiştir. Chaplinin söz konusu mesajının son bölümü şöyledir:
"Hayatımda işittiğim en hoş hikâye, Nasrettin Hocanın Eşek Hikâyesidir. Hikâye şudur:
"Bir gün Hoca evinde oturup kahvesini içerken, komşusu gelir. Odun kesmek için ormana gideceğini söyler. Eşeğini birkaç saat için kendisine vermesini ister. Hocanın yanıtı şöyledir:
- Eşeğim yok, çocuk onunla çarşıya gitti.
O anda eşek anırmağa başlar. Komşu:
- Be hey Hoca, sen sakalından da mı utanmıyorsun? Ne diye yalan söylüyorsun; eşek burada işte, deyince Hoca kızar.
- Bana bak, Ben bana mı inanacaksın, eşeğe mi?
Evet sevgili dinleyicilerim, bugün bütün dünyayı aynı soru uğraştırmaktadır:
İnsanlara mı inanacağız, eşeklere mi?"

 

... Son filmimin, Mösyö Verdauxun bazı Amerikan sinemalarında ve özellikle New Yorkta nasıl karşılandığını biliyorsunuz. Bazı çatlak seslerin beni komünist ve Amerikan aleyhtarı olarak nitelediğini biliyorsunuz. Bütün bunlar, sadece herkes gibi düşünmek istemediğim için. Hollywoodun güçlü efendileri her hoşlanmadıkları kimseyi saf dışı edebileceklerine inandıkları için...

 

İşte açıkça söylüyorum. Ben, Charles Chaplin, Hollywoodun can çekiştiğini ileri sürüyorum. Hollywoodun bir sanat olarak kabul edilen sinema alanında yapabileceği bir şey yoktur... 

 

Şu sözün gerçekliğine ve geleceği görme yetisine hayran kalmamak elde değil. Chaplinin bu sözü yıllar üzerine hâlen gerçekliğini korumakta.

 

İzlenmesi Şiddetle Önerilen Filmleri

 

The Immigrant (1917); Şarlo, Amerikaya giden bir göçmeni canlandırır.
A Dogs Life (1918); Şarlo ve hayatını kurtardığı bir köpeğin komik maceralarını anlatır.
The Kid (1921); Şarlo, ortada bırakılmış bir bebeği alır ve büyütürken başlarına gelenleri izleriz. Mizahi öğelerin yanında duygusal yanı da ağır basar.
The Pilgrim (1923); Şarlo kanun kaçağıdır ve gittiği kasabada dini görevli sanılır ve olaylar gelişir :) 
The Gold Rush (1925); Şarlo bu sefer de devrine uygun olarak altın aramaya koyulur...
The Circus (1928); Şarlonun bir sirkte geçen maceraları. Mizah düzeyi ortalamanın üstündedir. 
City Lights (1931); Şarlo, kör bir çiçekçi kıza aşık olur ve ona yardım eder...
Modern Times (1936); Chaplin artık serseri Şarlo değil, bir fabrika işçisidir. Yazımızda değinmiştik filme.
The Great Dictator (1940); ülkesindeki diktatörle karşılaştırılan Yahudi bir berberin hikâyesi.
Monsieur Verdoux (1947); zengin kadınları dolandırıp onları öldüren, işten çıkarılmış bir bankacının hikâyesi. Chaplin mesaj vermeye devam eder bu filmde.
Limelight (1952); ustanın otobiyografik olarak adlandırılabilecek eseri, müzikleri ile Oscar almıştır.

 

Son olarak, Chaplinin hayatını anlatan, ustanın kendi otobiyografisini kaynak olarak almış Chaplin (1992) filmi var. Film, bilgi vermesi açısından doyurucu gözükse de, ustanın hayatını komedyenliğine ve de ilişkilerine fazlaca değinerek anlatmış bence. Tabii Hollywood filmi olduğundan, otobiyografideki anlatılanlar Amerikan süzgecinden geçmiş olabilir, sadece filmi izledim, kitabı okumadığım için bilgim yok. Yine de filmi izlemenizi öneririm bilgi sahibi olmak açısından

 

----------------------------

 

Eski sitede @Paradigma'nın 26 Ekim 2008'de yazdığı incelemedir.

tarihinde hasangdr tarafından düzenlendi
  • Beğeni 1

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş

Yorum yazmak için hesap oluşturun veya oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap


  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

Hakkımızda

2004 yılında Divxplanet domain adıyla başlayan gelenek, daha sonra altyazi.org ve şimdi de planetdp.org olarak devam ediyor. Türkiye'de popülizm tuzağına düşmeden, tüm sinemaseverlerin uğrak noktası, kaliteli çeviri geleneğinin adresi planetdp.org

 

Yenilenen Site ve forum yapısı, her gün geliştirilen portal ve altyazı veritabanı, kullanıcıların katılımı ve yönetimin desteği ile kısa sürede sinemaseverlerin beğenisini kazandı. Siz üyelerimizden gelen görüş ve eleştirilerle sistemi maksimum fayda sağlayacak şekilde dizayn etmeye devam ediyoruz.

    Yöneticilerimiz

  • mnfc
    mnfc *Admin
  • awalanche
    awalanche Admin
  • SABRE
    SABRE Admin
  • Putte
    Putte *Admin
  • Emre
    Emre Admin
  • yoruk
    yoruk Admin
  • Tuğrul Akça
    Tuğrul Akça Admin

Bizi takip Edin

FACEBOOK

TWITTER

×