Jump to content
  • 0
pckolog

David Fincher'ın yönettiği en iyi film?

David Fincher'ın yönettiği en iyi film sizce hangisi?  

74 oy

Ankete oy verme veya sonuçları görme yetkiniz yok. Please sign in or register to vote in this poll.

Soru

pckolog    483
pckolog

Günümüzün yaşayan en iyi yönetmenlerinden biri olan David Fincher'ın yönettiği en iyi uzun metrajlı film sizce hangisi?

Çoklu seçim yapabilirsiniz. Ancak nedenlerini yorumlarda belirtirsek çok güzel olur arkadaşlar.
tarihinde pckolog tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş

Tavsiye Edilen İletiler

  • 1
Cane®    48
Cane®

Se7en

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 1
Kusotaku    170
Kusotaku

Fight Club. İzlediğimde az etki bırakmamıştı. 

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
Castiel    218
Castiel

Se7en dedim. Fight Club genellikle ondan daha fazla seviliyor. Bence o da çok iyi bir film tabii ama hikayesi ve bende bıraktığı etki olarak Se7en daha önde. Favori filmim o Fincher filmografisinden.

tarihinde Castiel tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
mangdasire    76
mangdasire

Se7en ve Fight Club arasında kalsam da oyumu Se7en'a verdim. Zor bir kıyas.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
extremebrutal    31
extremebrutal

4 tane birden işaretledim.. Adamın kötü filmi yok ki!

Favorilerm Dövüş Kulübü ve Panik Odası..

tarihinde extremebrutal tarafından düzenlendi
Harf hatası
  • Beğeni 1

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
levanten    573
levanten

Filmlerinin hepsini izledim. Beni en çok etkileyen Fight Club oldu.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
hashus    340
hashus

Zodiac... Sürpriz finale yaslanmadan meselesini usul usul ve kusursuz bir şekilde anlattığı için.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
DeanJames    779
DeanJames

Bütün filmleri iyidir ama bence zirvesi Fight Club. Tabi bunun  Chuck Palahniuk'un muhteşem dehasıyla yazdığı aynı adlı kitabın bir sonucu olduğunu da unutmamak lazım.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
SirRonyon    78
SirRonyon

Başlığı görünce seçerken zorlanırım dedim ama bir saniye bile ekstradan düşünmeden Fight Club'ı seçtim, sanırım yeri baya farklı bende :)

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
thebane    11
thebane

David FINCHER denilince akla gelen ilk Fight Club'dır zaten. O yüzden oyum Fight Club'a. Sigara kutusundan tut odamın kapısındaki poster resmi Fight Club. Fight Club her yerde :oleyo:

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
Prequel    57
Prequel

Alien 3: 2
Se7en: 8
The Game: 7
Fight Club: 10
Panic Room: 6
Zodiac: 9
The Curious Case of Benjamin Button: 10
The Social Network: 9
The Girl with the Dragon Tattoo: 8
Gone Girl: 7

Fight Club ve The Curious Case of Benjamin Button gözümde eşit ama ben ikincisine oyumu veriyorum. O filmde unutamadığım kareler var.

 

Ve aşağıdaki videoyu bırakıp gidiyorum. Defalarca kere izledim gönder tuşuna bastıktan sonra yine izleyeceğim. TR altyazı seçeneklerde var, siz de izleyin.:good:

 

 

tarihinde Prequel tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
pckolog    483
pckolog

Bende Fight Club'ın yeri ayrıdır ve çok özeldir. İlk defa 14-15 yaşlarında körpe bir sinema izleyicisi olarak izlemiş ve uzun bir süre etkisinden çıkamamıştım. David Fincher'ın izlediğim ilk filmidir. Hala ilk gün gibi hatırlarım hissettiklerimi. Öylesine bir film olarak izlemeye başlamıştım, sonunda şok olup "nasıl ya?" moduna girmiştim. İkinci izleyişimde detayları fark ettiğimde "ne salakmışım yahu!" demiştim. Dürüst olmak gerekirse sinemadan anlamlar çıkarmak yoktu o yaşlarda kafamda. Filmin konusunu soran birine "adamlar dövüş kulübü kurmuşlar, dövüşüyorlar işte" yüzeyselliği de yoktu ama tüketim toplumunu eleştiren alt metinleri çıkaracak biri de yoktu açıkçası. :) Psikolojik kırılma yaşayan bir insanın olmak istediği ve olduğu kişiyle olan savaşı harika bir kurgu ile anlatılmıştı. Benim için Fight Club o yaşlarda özetle bu demekti. Ama hikayenin anlatılış biçimi yönetmene hayran olma sebebimdi. Sonradan sinemasal olarak filmleri incelemeye başladığımda, kurgunun haricinde senaryoya, sinematografiye, ses-müzik kullanımına ve buna bağlı atmosfer yaratımına vs. dikkat etmeye başlamama sebep olmuş filmlerin öncüsüdür ayrıca. "Tüketim toplumunu eleştiren tüketim toplumu ürünü" veya "FBI, halkı sisteme bağlamak için Hollywood'dan sipariş verilerek hazırlanmış ısmarlama bir filmdir" denerek küçümsenemeyecek bir filmdir benim için.

Aynı yönetmen abi daha sonradan izlediğim Se7en ile beni yine tam on ikiden vurmuş ve favori yönetmenlerime girmiştir çok önceden. The Game bu iki filmin yanında çerez kalmıştır benim için. Alien serisinden pek hazzetmediğim ve 3. filmin çok düşük puanları yüzünden yönetmenin hala izlemekten korktuğum tek filmidir. The Curious Case of Benjamin Button ile hikaye anlatma sanatını çok iyi bildiğini ispatlamıştır David Fincher. Gone Girl ve özellikle The Social Network gibi sıradan bilindik bir hikayede dahi gerilim nedir, nasıl yaratılır, nasıl korunur ders vermiştir, rüştünü ispatlamış yaşayan en iyi yönetmenlerden biridir.

Bu kadar kişisel yorumdan sonra The Curious Case of Benjamin Button'ın en bayıldığım sahnesini paylaşmak istiyorum.

Kimi çarpışma noktası der, kimi kader der, kimi de kelebek etkisi... Farklı sözcükler ama bence özünde hepsi aynı hikayeler aslında. ^_^

Alıntı

Bazen çarpışma noktasındayızdır ama farkına varmayız. Tesadüfen ya da bilerek ayarlanmış da olsa bu konuda yapabileceğimiz bir şey yoktur. Paris'te bir kadın alışverişe gidiyordu. Ama mantosunu unuttuğu için onu almak üzere geri döndü. Mantosunu aldığında telefon çaldı, durup açtı ve birkaç dakika konuştu. Kadın telefonda konuşurken Daisy, Paris Opera binasında gösteri için prova yapıyordu. O prova yaparken kadın telefonu kapatıp dışarı çıkarak taksiye bindi. Önceki müşterisini bırakan taksi şoförü bir fincan kahve içmek için mola vermişti. Bütün bunlar Daisy prova yaparken oldu. Önceki müşterisini bıraktıktan sonra kahve molası veren taksi şoförü, şimdi bir önceki taksiyi kaçıran alışverişe giden kadını almıştı. Taksi, saatini kurmayı unuttuğu için işe gitmek üzere evden her zamankinden 5 dakika geç çıkan adam karşıdan karşıya geçtiği için durmak zorunda kaldı. İşe geç kalan adam karşıdan karşıya geçerken Daisy provayı bitirip duşa girmişti. Daisy duş alırken, taksi de kadını, tezgahtar kızın erkek arkadaşından ayrıldığı için hazırlamayı unuttuğu paketi almak için girdiği butiğin önünde bekliyordu. Paket hazır olduğunda taksiye dönen kadının önüne bir kamyon çıkmıştı. Bu sırada Daisy giyiniyordu. Kamyon yoldan çekildiğinde taksi harekete geçti. Bu sırada Daisy giyinmiş, ayakkabısının bağı çözülen bir arkadaşını bekliyordu. Taksi trafik ışığında durduğunda Daisy ve arkadaşı tiyatronun arka kapısından çıktı. Sadece bir şey farklı olsaydı...

O ayakkabı bağı çözülmeseydi... O kamyon daha önce geçseydi... Ya da o paket hazır olsaydı... Kız erkek arkadaşından ayrılmamış olsaydı... Ya da o adam saatini kurup beş dakika önce kalksaydı... Ya da o taksi şoförü kahve molası vermeseydi... Ya da kadın mantosunu unutmasaydı...

Ve bir önceki taksiye binseydi, Daisy ve arkadaşı karşıdan karşıya geçerken taksi de onları geçip gidecekti. Ama hayat... kimsenin kontrol edemediği yaşamların ve olayların kesişiminden ibarettir. O taksi geçip gitmedi... ve o şoförün bir anlığına dikkati dağıldı...

- Daisy!

...ve taksi Daisy'e çarptı...

- Daisy! Yardım edin!

...ve bacağı kırıldı.

 

tarihinde pckolog tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
antichrist    6
antichrist

Se7en fena sarsıcı! :good:

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
neAlaka    9
neAlaka

Se7en dedim ama hak ettiği değeri görmeyen filmi Zodiac.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
zapp brannigan    189
zapp brannigan

Gone Girl'cüyüm. :)

  • Beğeni 1

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
Pirpir    215
Pirpir

Bence de Gone Girl. 

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
Burhan Guclu    204
Burhan Guclu

Birçoğunu izlemişimdir ama yine de açık ara Fight Club diyorum.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
hocam    77
hocam

Se7en çünkü senaryo iki karizmatik oyuncuyla baya bütünleşmiş ve güzel bir final yapmıştı.

İkinci olarak "The Game" i seçtim. Bir insanın yaşayabileceği en olumsuz durumları doğumgünü hediyesi olarak kardeşi tarafından organize edilmesini keyifle seyretmiştim.

Diğer seçenekleri işaretleyen arkadaşlarımın da doğru seçim yaptığını düşünüyorum.

extremebrutal, 13.02.2017 - 22:56 tarihinde yazdı:

Adamın kötü filmi yok ki!

İşin özü budur bence.

 

tarihinde hocam tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
Ciassou    0
Ciassou

Zodiac en iyisiydi.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş
  • 0
izleryazar    0
izleryazar

Hemen hemen tüm filmlerini çok seviyor olsam da benim için de en çok öne çıkan Fight Club. İkinci olarak ise The Curious Case of Benjamin Button'ı seçtim. O da çok özel bir film benim için.

İletiyi paylaş


Bağlantıyı ilet
Sitelerde Paylaş

Yorum yazmak için hesap oluşturun veya oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×