Jump to content
Sign in to follow this  
elbais

Diyabet (Diabetes Mellitus) [DOSYA]

Recommended Posts

elbais    1,705
elbais

insurance_for_diabetics.jpg

 

Diyabet (Diabetes Mellitus)

 

Her yedi kişiden birinin diyabetli olduğu Türkiye, Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülkedir. 2035 yılına kadar Türkiye’de yaşayan diyabetlilerin sayısı, tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla olacaktır. Kan şekeri ve diyabetin kontrolünün bir ölçümü olan HbA1c ortalaması Türk halkında diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında daha yüksektir. 

 

Peki bu neden önemlidir? Diyabetin yeterli kontrol edilmemesi böbrek yetmezliği ve ampütasyon gibi kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen komplikasyonlara neden olabilmektedir. Aslında önlenebilir olan bu sonuçlar hem trajik hem de maliyetlidir.

 

Diyabet Nedir?

 

Diyabet bir organ yetmezliği durumudur, vücudunuzunda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi).

 

Yediğimiz besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin çoğu vücutta enerji için kullanılmak üzere glukoza dönüştürülür. Midenin arka yüzeyinde yerleşik bir organ olan pankreas, kaslarımızın ve diğer dokuların kandan glukozu alıp enerji olarak kullanmalarını sağlayan "insülin" adı verilen bir hormon üretir. Besinlerle kana geçen glukoz, insülin hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler glukozu yakıt olarak kullanır. Eğer glukoz miktarı vücudun yakıt ihtiyacından fazla ise karaçiğerde (şeker deposu=glikojen), yağ dokusunda depolanır.

 

Diyabeti olmayan bir birey kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe başladıktan iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri düzeyinin bu değerlerin üstünde olması diyabetin varlığını gösterir.

 

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.

 

OGTT’de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.

 

600px-Oral_Glucose_Tolerance_Test.svg.png 

 

 Ayrıca Hemoglobin A1c (HbA1c) kan testi, diyabetin uzun süreli durumu hakkında bilgi veren önemli bir tanı aracıdır. 40 Yaş üstü bireylerde, 3 aylık periyodda HbA1c testi yapılması önemlidir. 

 

Alıntı

HbA1c nedir?

Hemoglobin A1c, diğer ismiyle glikozillenmiş hemoglobin, şeker hastalığında tedavinin etkinliğini ölçmek, kimi zaman da şeker hastalığı tanısı koymak için kullanılan bir kan tahlilidir. Hemoglobin A1c sıklıkla HbA1c olarak da kısaltılır. Şeker hastalığı tedavisinde geçmiş iki-üç ay ait kan şekeri profili hakkında bilgi verdiği için geçtiğimiz yıllarda artan sıklıkla kullanılmaya başlamıştır.

 

Kanımızdaki alyuvarlar görevi oksijen taşımak olan hemoglobin isimli maddeyi içerirler. Dolaşıma katılan alyuvarların ömrü ortalama 120 gündür. Alyuvarlarda bulunan hemoglobin, kan şekerine maruz kaldığında glikozillenme denilen bir reaksiyon gerçekleşir. Glikozillenme reaksiyonu, kandaki şeker moleküllerinin hemoglobine yapışarak yapısal değişikliğe neden olması diye tarif edilebilir.


Alyuvarların ömrü olan 120 gün boyunca, hemoglobinin glikozillenme oranı kan şekeri değerlerine paralel olarak artar. Hemoglobin A1c testi de yukarıda bahsedilen glikozillenme oranını ölçmektedir. Tahlil yaptırmadan önceki aylarda kan şekeri değerleri yüksek seyretmişse, hemoglobin moleküllerinin glikozillenme oranı da artar ve dolayısıyla hemoglobin A1c seviyesi artar.

Normal hemoglobin A1c değeri %3 ile %6 aralığındadır.

 

2017_03_05_15_56_09.jpg


Bugünkü veriler ışığında şeker hastalığı tedavisinde güvenli kabul edilen hedef hemoglobin A1c değeri %6.5′dir.

 

Daha düşük hemoglobin A1c değerlerinin şeker hastalığına bağlı bazı komplikasyonların riskini azalttığına dair veriler bulunmasına rağmen, hemoglobin A1c değerleri %6.5'in altına çekildiğinde hipoglisemiye (kan şekeri düzeyinin normalin alt sınırının altına inmesi) bağlı komplikasyon riski artmaktadır.

 

Edited by elbais
  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

Diyabet Türleri Nelerdir?

 

Diyabet, 4 Tip altında incelenir;

  1. Gizli Şeker (Pre-diyabet)
  2. Tip 1 Diyabet
  3. Tip 2 Diyabet
  4. Gestasyonel Diyabet (Gebeliğe bağlı diyabet)

1. Gizli Şeker (Pre-diyabet)

Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır.

 

Diyabet Önleme Programına katılan pre-diyabetiklerin %11’inde diyabet gelişmiştir. Bazı çalışmalar pre-diyabetik çoğu kişide 10 yıl içinde Tip 2 diyabet geliştiğini saptamıştır. Yani Pre-diyabet Tip 2 diyabete adaylık durumudur.

 

Pre-diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalık riski kan şekeri normal olan bireylere kıyasla 1.5 kat daha fazladır. Diyabetli bireylerde ise 2-4 kat fazladır. Pre-diyabetli bireyler yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde prediyabetli olmayı önleyebilir ve geçiktirebilir.

 

2. Tip 1 Diyabet

Vücudumuzun enerji ihtiyacı, yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan besin öğelerinin en önemlisi “glukoz” adı verilen basit şekerlerdir. Glukoz başta beyin olmak üzere vücudun tüm organlarının önemli bir besin kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glikozu, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin salgıladığı bir hormon yardımıyla kullanır. İnsülin olarak bilinen bu hormon vücutta yapılamaz ise alınan gıdalar enerji olarak kullanılamayacaktır.

İnsülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkan Tip 1 diyabet, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıktığı için “Juvenil diyabet” adını da alır.

 

Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Hastalar, mutlak veya göreceli bir insülin yetersizliği olduğundan ömür boyu insülin hormonunu dışardan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundandırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet, İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10'unu Tip 1 diyabet vakaları oluştumaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42'sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.


Tip 1 Diyabet Neden Olur?


Sağlıklı bireylerde vücudu dışarıdan gelen yabancı etkenlere karşı korumakta görevli bir bağışıklık sistemi bulunur. Bu sistemin  virüs, aşılanma, ilaç, fizik veya psişik stres gibi herhangi bir nedenle normalden sapması sonucu kendi hücrelerini yabancı olarak algılaması, onlara saldırması ve tahrip etmesiyle meydana gelen hastalıklara “otoimmün hastalıklar” denir. Tip 1 diyabet de otoimmün hastalıklar grubuna dahildir. Bilinmeyen bir nedenle harekete geçen bağışıklık sistemi, insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelini tahrip etmektedir. Bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında hastalık belirtileri ortaya çıkar.

 

Tip 1 Diyabet için Kimler Daha Yüksek Risk Taşır?


Tip 1 diyabet gelişme riski;

  • Anne, baba kardeş gibi birinci derecede yakın akrabalarında Tip 1 diyabet olanlarda,
  • Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlarda,
  • Gebelik sırasında diyabet ortaya çıkan kadınlarda daha yüksektir.


Kan Şekeri Sürekli Yüksek Seyrederse Hangi Belirtiler Olur?


[BELİRTİ] Çok idrar yapmak, Sık idrara çıkmak

[NEDEN] Vücutta insülin yapılamadığı zaman, insülin hormonunun normalde sorumlu olduğu işlevler yapılamaz, yani glikoz hücreler tarafından enerji olarak kullanılamaz ve kanda birikir. Belli bir düzeyden sonra da böbreklerden idrar yolu ile şeker atılmaya başlar. İdrarla atılan şeker beraberinde suyu da sürükleyeceğinden kişi çok idrar çıkarmaya ve sık idrara çıkmaya başlar.

 

[BELİRTİ] Çok su içmek

[NEDEN] İdrarla aşırı su kaybedilince aşırı su içme ihtiyacı duyulur.

 

[BELİRTİ] Zayıflamak

[NEDEN] Öte yandan alınan gıdalardan yararlanamayan vücut hücreleri enerji kaynağı olarak depolardaki yağları yakıt olarak kullanmaya başlar ve kişi zayıflar.

 

Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken süre, pankreas bezinin beta hücrelerindeki tahribatın miktarına ve yakım hızına bağlıdır. Tahribat haftalar, aylar, hatta yıllar boyunca sürebilir. Tahribatın hızlı ve kısa sürede tamamlandığı durumda vücut enerji ihtiyacı için kendi proteinlerini ve yağlarını kullanmak zorunda kalır. Özellikle yağların aşırı yıkımıyla oluşan, keton cisimleri adı verilen son ürünler vücut için zararlı atıklardır, vücutta birikerek ketoasidoz denilen acil tabloyu meydana getirirler. Ketoasidozun belirtileri ise, karın ağrısı, hızlı solunum, aşırı halsizlik ve yorgunluktur. Böyle bir durumda derhal acil olarak hastaneye başvurmak gerekir.

 

3. Tip 2 Diyabet 

 

Tip 2 diyabet toplumda daha çok görülmekte ve hastaların yaklaşık %90’ının oluşturmaktadır. Tip 2 diyabet daha çok genetik faktörlerin hazırladığı insülin direncinin hastaların çok büyük bir kısmında yer aldığı ama bunun yanı sıra insülin salgılama bozukluğunun da iştirak ettiği bir diyabet formudur.

 

Tip 2 diyabette hastaların kilolu olması ve hastalığın daha çok orta yaşlarda ortaya çıkması bunun daha önceki yıllarda erişkin tip diyabet olarak adlandırılmasına yol açmıştır.

 

Tip 2 Diyabet Riski Kimlerde Daha Fazladır? 

 

  • Herkeste, her yerde, her yaşta diyabet teşhis edilebilir.
  • Ailesinde diyabetli olanlar,
  • Şişman kişiler,
  • 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar,
  • Stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.

 

Ayrıca pankreasın kronik iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ile hipertiroidi, akromegali gibi bazı hormon hastalıkları Tip 2 diyabete yol açabilir.

 

Tip 2 Diyabetin Belirtileri Nelerdir? 


Tip 2 diyabeti olan ve kan şekeri yüksek olan kişilerde;

  • Sık idrara çıkma,
  • Ağız kuruluğu,
  • Çok su içme,
  • Açlık hissi,
  • Cilt yaralarının geç iyileşmesi,
  • Kuru ve kaşıntılı bir cilt,
  • Sık sık infeksiyon gelişmesi,
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülür. Ancak bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar.

Tip 2 Diyabet Tedavisinin Esasları Nelerdir?

 

Birinci basamak tedavi planında medikal beslenme tedavisi yani beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, yaşam tarzının değiştirilmesi, egzersiz programlarının uygulamaya koyulması yer almaktadır. Eğer, bu tedavi planına uyulmasına rağmen kan şekeri normal sınırlar içinde tutulamazsa ağızdan hap olarak alınan şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenir. Ancak bazı Tip 2 diyabetliler kan şekeri düzeyini normal sınırlar içinde tutabilmek için insüline ihtiyaç duyulabilir. Bu durumlarda uygun dozda yapılan insülin enjeksiyonları ile tedavi desteklenir.

 

Ağızdan şeker düşürücü hap veya insülin tedavisi alan Tip 2 diyabetlilerin haftanın belirli günlerinde, hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise günlük kan şekerini ölçmeleri son derece önemlidir.

 

4. Gestasyonel Diyabet (Gebeliğe bağlı diyabet)
Gestasyonel diyabet (Gebeliğe bağlı diyabet) pek çok açıdan tip 2 diyabetle benzerlikler gösterir. Bu hastalıkta da görece az insülin sekresyonu ve insülin yanıt verirliğinin azalması durumu söz konusudur. Tüm hamilelikler içinde %2-5 oranında görülür ve doğumdan sonra ortadan kaybolabilir. Gestasyonel diyabet tedavi edilebilir bir durumdur ancak tüm hamilelik süresi boyunca dikkatlice izlenmelidir. Hamilelikleri sırasında gestasyonel diyabet gelişen kadınların yaklaşık %20-50 kadarı hayatlarının ileri dönemlerinde tip 2 diyabet hastası olurlar.

 

CAN_PREDIABESTES_AND_INSULIN_RESISTANCE_BE_REVER.jpg

Edited by elbais

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

Diyabet Hastalarında Gelişen Komplikasyonlar:

 

Kan şekeri kontrolünün sağlanamaması, kısa veya uzun dönemde sağlık sorunları oluşturur. Diyabet küçük ve büyük damarlarla birlikte sinirlerin de hasar görmesine neden olabilir. Diyabetin neden olduğu bu hasarlar komplikasyon olarak tanımlanır. Diyabetin akut ve kronik komplikasyonları hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabetli bireylerde görülebilir. 

 

Diyabetin Akut Komplikasyonları Nelerdir?


Düşük kan şekeri (hipoglisemi) : Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla insülin, çok fazla egzersiz ya da yetersiz enerji alımı sonucu) kişi normal fonksiyonlarını yapamaz. Hipoglisemi, şekerli meyve suyu, kesme veya toz şeker almakla hızla düzelir.

 

Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen ketoasidoz insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.
 
Laktik asidoz: Laktik asidoz, vücutta laktik asit birikmesidir. Hücreler enerji olarak glukoz dışı yakıt kullandıklarında laktik asit yaparlar. Eğer çok fazla laktik asit vücutta kalırsa, denge bozulur ve kişi kendini rahatsız hissetmeye başlar. Daha az sıklıkta görülen bu durum, esas olarak tip 2 diyabetli kişileri etkiler.

 

Bakteriyel / fungal (mantar ) enfeksiyonlar: Diyabetli kişiler cilt ve tırnaklarda sık olmak üzere tüm organlarda bakteriyel ve fungal kaynaklı, enfeksiyonlara daha açık hastalardır.


Diyabetin Kronik Komplikasyonları Nelerdir?


Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, büyük ve küçük damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülür.


Kardiyovasküler hastalık: Birçok ülkede, kardiovasküler hastalık ya da dolaşım sistemi hastalığı diyabetli kişiler arasında en başta gelen ölüm sebebidir. Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha fazladır. Bacaklardaki damarlar da etkilenir ve bu nöropatiyle beraber amputasyona yol açabilir.


Retinopati  (Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2'si kör olurken, % 10'unda ağır görme bozukluğu gelişir.


Nefropati (Böbreklerin hasar görmesi): Diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1 diyabetli kişilerin % 40'ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek, ağır böbrek hastalığı gelişebilir.


Nöropati (Sinirlerin hasar görmesi): Diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı, bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile (amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef diyabet gelmektedir. Diyabetik sinir hastalığı ayrıca iktidarsızlığa da yol açabilir.


Ayak komplikasyonları

 

Edited by elbais
  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

Diyabetin Tedavisi

(Bu bölüm sadece bilgi amaçlıdır, diyabet tedavisi için; konusunda uzman bir Diyabet Doktoru ve bir Endokrinolog ile görüşmeniz gerekmektedir.)      

                                       

Diyabet tedavisinde amaç kan şekeri ayarını sağlamak diğer bir ifade ile kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir. Bu ayarın sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir.


İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyenizi mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelir. Bu durum, aşağıdakilerin yapılmasıyla sağlanabilir.

 

Sağlıklı Beslenme: Yenilen besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin vücudun ihtiyacından fazla tüketilmesi kan şekeri seviyelerini yükseltir. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diyabetli bireye özgü beslenme tedavisinin verilmesi önemlidir. Diyabetli kişilerle diğer kişilerin besinlere olan gereksinimi aynıdır. Her insanın enerji, karbonhdirat, protein, yağ, lif, vitamin, mineral gereksinimi vardır. Bir kişide diyabetin olması bu gereksinimlerden birini veya birkaçını azaltması veya arttırması anlamına gelmez.

 

Egzersiz: Egzersiz,vücudunuzun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. Ayrıca, şişman tip 2 diyabetli kişilerin kilo kaybetmesine yardımcı olur.

 

İlaç/ İnsülin: İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan ve böylece kan şekeri yükselmelerini önleyen bir hormondur. Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Vücut insulin yapmıyor ise dışardan enjeksiyon yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir. Tip 2 diyabetli kişilerin kan şekerinin ayarını sağlamak için ağızdan alınan ilaçlara veya insüline gereksinimleri olabilir.

 

Yukarıdaki maddelerin tümü arasında bir denge tutturmak önemlidir. Bu dengenin oluşması için diyabetli birey mutlaka diyabet ve tedavisi konusunda eğitim almalıdır.

 

how_to_control_diabetes_without_medicine.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

Diyabetik Beslenme

 

Diyabet ile ilgili en can sıkıcı bölüm beslenme alışkanlığındaki değişimi sağlamaktır. Diyabetik beslenme hakkında pek çok yanlış bilinen şey var aslında;

 

Diyabeti olsun veya olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken yiyecekler aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir yiyeceği yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besinlerin çeşitli yiyeceklerden karşılanmasıdır. Ancak genellikle kişiler diyabetli olduklarını öğreninceye kadar, sağlıklı beslenmek amacı ile değil de karın doyurmak amacı ile canının istediğini veya kendisine sunulan yemeği yedikleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte güçlük çekerler. Bunun için aceleci ve çok fazla kuralcı olmamakta fayda vardır.


Beslenme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken değişikliklere sizin için en önemli olanlardan başlayabilirsiniz:

 

  •   Öncelikle kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan şeker ve şeker içeren yiyecekler ile kilo almanıza neden olacak yağ ve yağlı yiyecekleri azaltın.
  •   Bir veya iki öğün yemek yerine günde en azından üç öğün yemeye çalışın. Öğünler arasında ve gece yatmadan önce küçük bir ara öğün almanız da gerekebilir.
  •   Alkolün tedavinize etkisini öğrenmeden , alkollü içki içmeyin.
  •   Diyetisyeninizle görüşmeye gitmeden önceki üç veya beş gün süre boyunca içtiğiniz ve yediğiniz herşeyi not alın. Bu kayıtlar, diyetisyeninizin sizin beslenme alışkanlıklarınızı ve günlük yaşam tarzınızı öğrenmesine fırsat verir ve böylece alışkanlıklarınıza uygun bireysel bir plan oluşturmasına yardımcı olur.

 

Öğün Sıklığı Ne Olmalı?

 

Gün içinde yemeniz gereken öğün sayısı diyabetinizin tipine, aldığınız medikal tedaviye, fiziksel aktivite düzeyinize ve o andaki kan şekeri düzeyinize bağlı olarak değişir.
İnsülin kullanan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak üç ana öğün öğünler arasında ve gece yatmadan önce üç ara öğün olmak üzere altı öğün beslenmesi gerekir. 

 

Ara Öğünlerde Ne Yenilebilir?

 

Ara öğünler için yapılacak seçim insülin veya oral antidiyabetik ilaç kullanan kişiler için farklıdır. Ancak her iki tedavide 10-15 gram karbonhidrat içeren bir yiyecek yemeniz ve yanına düşük yağlı süt, yoğurt, ayran veya peynir gibi protein içeren bir yiyecek ilave ederek ara öğünü kuvvetlendirmeniz önemlidir.

 

Taze meyve ve sebzede iyi bir seçim olabilir. Ancak insülin kullanan kişilerin ara öğünde sadece meyve yemeleri her zaman için iyi bir seçim olmayabilir. Ara öğünde tek başına meyve yenilmesinin o andaki kan şekeri düzeyine bağlı olarak öğlen yemeğine doğru oluşabilecek bir hipoglisemi riski yaratabileceği unutulmamalıdır.  

 

Diyabetliler genellikle ara öğün saatinde evde olmadıklar için bir şey yiyemediklerinden yakınırlar. Ara öğünler için hazırlıklı olmayı unutmayın.. Yanınızda-çantanızda, arabanızda, işyerinde masanızın çekmecesinde-daima yiyebileceğiniz uygun yiyecekler bulundurun. 

 

Hangi Yiyecekleri Miktarını Kısıtlamadan Yiyebilirim?

 

Herhangi bir yiyeceği gereginden fazla yemeyi düşünmeyin. Sağlıklı beslenmenin anahtarı dengedir. 
Vücudunuz için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak kan şekerinin kontrol altına alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geciktirecektir.

 

Şeker ve Şeker İçeren yiyecekler Yenilebilir mi?

 

Kan şekerinin kaynağı, çeşitli yiyeceklerde bulunan karbonhidrat adı verilen besin öğesidir. Karbonhidrat içeren yiyecekler sofra şekeri, şekerli yiyecekler (bal, reçel, pekmez, marmelat, şekerli meyve suları, meşrubatlar, çikolata, dondurma ve tatlılar gibi), un ve undan yapılan yiyecekler (ekmek, yufka, erişte, makarna gibi), pirinç, bulgur, kuru baklagiller, patates, sebzeler, meyveler, yoğurt ve süttür. Ancak bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların kan şekerini etkileme hızları birbirinden farklıdır. Bu nedenle yiyecekler kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlı yiyecekler (basit karbınhidratlar) ve kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükselten karbonhidratlı yiyecekler (kompleks karbonhidratlar) olmak üzere iki gruba ayrılır. 


Şeker ve şeker içeren yiyecekler vücuda enerji verir ancak bu tür yiyeceklerin yenilmesi kan şekeri kontrolünü bozar. Sofra şekeri, reçel, bal, marmelat,pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvit, çikolata, helva gibi yiyeceklerin içindeki karbonhidrat basit karbonhidratdır yani kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltirler. Ayrıca başta diş çürüklüğü olmak üzere, şişmanlık, kalp hastalığı, barsak hastalıkları gibi bir çok sağlık sorununun oluşmasına neden olurlar. 


Vücudun ihtiyacı olan enerjiyi kompleks karbonhidratlardan karşılayarak kan şekerinin daha geç ve daha yavaş yükselmesini sağlayabilirsiniz.Yediğimiz sebze, meyve, ekmek, pilav, makarna, çorba, kuru baklagiller gibi çeşitli yiyeceklerin içindeki karbonhidratlar yani kompleks karbonhidratlar, vücudumuzda şekere yani glikoza dönüşür. Ancak bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların şekere parçalanma hızı yavaş olduğundan kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükseltirler. 


Alışveriş yaparken almayı düşündüğünüz yiyeceğin ambalajında bulunan ‘içindekiler’ kısmını mutlaka okuyunuz. İçinde glikoz, sukroz, şeker bulunan yiyecekleri satın almadan önce marka ve çeşit olarak not ediniz ve sizin için uygun olup olmadığını öğrenmek için mutlaka diyetisyeninize danışınız. 

 

Sağlıklı Beslenmek İçin Hangi Yiyeceklerin Yenilmesi Gerekir?

 

Diyabeti olan bir çok kişi beslenme planını uygulamak için aile ile yemek yeme zamanını ve birlikte yedikleri yemek çeşidini değiştirmekte, kendisi için ayrı yemek hazırlamaktadır. Oysa günümüzde diyabeti ve diyabeti olmayan bireylere önerilen sağlıklı beslenme prensipleri farklı değildir. Diyabet, bireyin temel besin öğelerine olan gereksinim düzeylerini etkilemez. Beslenme planı ile; bireysel özelliklere göre değişen enerji ve besin öğesi ihtiyacının yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak şekilde, çeşitli yiyeceklerden karşılanması sağlanır. 


Diyabeti olmayan bir kişinin de rafine şeker tüketimini kısıtlaması, doymuş yağ ve kolesterolden zengin olan et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi yiyecekleri belirli bir miktarda tüketmesi, az az ve sık sık yemek yemesi gerekmektedir. Sağlıklı beslenme için aşağıdaki besin öğelerini içeren yiyeceklerin yeterli miktarlarda ve öğün içinde dengeli bir şekilde alınması gerekmektedir.


Karbonhidrat (tahıllar, un ve undan yapılmış yiyecekler, kuru baklagiller, patates, sebze ve meyveler, süt, yoğurt)Protein (et, yumurta, peynir, süt, yoğurt )


Yağ (yağ ve et, yumurta, peynir, süt, yoğurt gibi yağ içeren yiyecekler)


Vitamin ve Mineral (sebze ve meyveler başta olmak üzere tüm yiyecekler)


Posa (sebze, meyve, tam taneli tahıllar)

Edited by elbais

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

landscape_1464950641_pregnant_woman1.jpg

 

Diyabet ve Gebelik üzerine;

 

Gebelikte karbonhidrat metabolizmasındaki değişiklikler nelerdir?
Gebelikte vücudun enerji ihtiyacı artmıştır. Çocuğun gelişimi için gerekli enerjiyi sağlamak için daha fazla glikoza gereksinim duyulur. Bu nedenle gebelerde kan şekeri normale göre düşük düzeydedir. Karbonhidrat alımında azalma sonucunda hücreye yeterli glikoz giremezse, enerji öncelikle yağlardan sağlanır ve idrarda keton cisimleri görülür. Gebelikte, kanda yeterli insülin hormonu olmaması, buna karşın glikoz gereksiminin artması nedeniyle ketoza yatkınlık artar. Ketozis, hem çocuğun gelişimi, hem de gebenin sağlığı açısından tehlikeli sonuçlar doğuracak bir durumdur. Ayrıca gebelikte progesteron, östrojen, kortizon, laktojen, v.b hormonların artışı insüline karşı bir direnç gelişmesine sebep olur.
 
Gebeliğin şeker hastalığı üzerine etkisi nasıldır?
Diyabetik gebe ile diyabetik olmayan gebe arasındaki en önemli fark, diyabette ketoasidoz riskinin artmasıdır ayrıca mevcut insülin direncide tabloyu daha ağırlaştırabilir. Gebelerde insülin gereksinimi, gebe olmayanlara oranla daha fazladır.   Diyabetik gebelerde gebelik öncesine göre özellikle ilk 3 aydan sonra insülin ihtiyacı artmıştır. Diyabetik gebelerde organizmanın artmış glikoz ve insülin ihtiyacının dengelenmesi hem anne hem de çocuk açısından önemlidir. Aksi taktirde bebeklerde kalp iskelet sistemi anomalileri, gebe kadında ise erken doğum, düşük, iri doğum veya ölü doğum yapma riski artmaktadır.

 

Şeker hastalığında doğum planlaması nasıl yapılmalıdır?
Gebe kalmasında yaşamsal risk bulunmayan diyabetik anne adayları fetüsün uygun sağlık ve gelişimini sağlamak amacıyla gebe kalmadan en az 3 ay öncesinden sıkı bir kontrole alınmalıdır. Diabette metabolik kontrolün sağlanması ve komplikasyon gelişiminin önlenmesi veya ilerlemenin durdurulması açısından diyabet yaşı küçük, diyabete bağlı organ bozuklukları olmayan genç anne adaylarında risk düşüktür. Diyabet yaşı büyük, göz ya da sinir sistemi gibi organlarda başlangıç halinde bozukluklar teşhis edilmiş kişilerde, ya da ileri yaştaki annelerde ise risk yüksektir. Organ bozuklukları ilerlemiş diyabetiklerde ise, gebelik bu bozuklukları arttıracağı için hamileliğe izin verilmez.

 

Gebelik süresince kan şekeri takibi nasıl yapılmalıdır?
İdeal açlık kan şekeri düzeyi 60-90mg/dl, tokluk kan şekeri düzeyi ise 120-130 mg/dl dir. Gebelik döneminde haftada en az 2 gün kahvaltıdan önce ve 2 saat sonra, öğle ve akşam yemeğinden önce ve gece 11.00'de olmak üzere günde 5 kez kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. Gebelikte kan şekeri yükselmeden de idrarda şeker çıkabilir (Renal glikozüri). Bu nedenle günlük idrar glikoz takipleri ve aseton takibinin yapılması gerekir. Üst üste iki gün idrarda aseton tespit edildiğinde hastanın acilen doktoru ile görüşmesi gerekir.
 
Gebelik süresince diyabet tedavisi nasıl olmalıdır? 
Gestasyonel diyabetik hastalarda, metabolik kontrol diyet ile sağlanabiliyorsa, tedaviye diyete uyum kontrolleri ile devam edilir. Metabolik kontrolü ideal düzeyde olmayan, fakat kan şekeri değerleri ideal düzeylerin biraz üzerinde olan hastalarda ve metabolik kontrolü iyi olmayan kan şekeri değişken olan diyabetiklerde vakit geçirilmeden insülin tedavisine başlanmalıdır. Gebeler kesinlikle oral antidiyabetik ilaçlar kullanamazlar. Gebelik boyunca toplam kilo alımı 10-13 kg'ı aşmamalıdır.

 

Diyabetik gebelerde doğum öncesinde ve doğum sonrasında nelere dikkat edilmelidir?
Diyabetik gebeye tercihen 38.haftadan itibaren doğum yaptırılabilir. Süre 40 haftayı aşarsa veya fetusun 4000 gr. üzerinde olduğu tahmin ediliyorsa tercihan sezeryan uygulanmalıdır.


Anne karnında hiperglisemiye maruz kalan bebek insülin salgılamaya başlar ve doğumdan sonrada insülin salgılamaya devam eder. Bu nedenle yeni doğan çocukta en sık görülen metabolik bozukluk, kan şekeri düşüklüğüdür. Doğumu takiben bebeğin kan şekerinin ölçülmesi ve en az iki hafta süre ile sıkı bir şekilde kan şekeri takibi, hipoglisemilerin saptanması ve tedavisi açısından önem taşır.

Share this post


Link to post
Share on other sites
kumpınarı    10
kumpınarı

Türkiye'nin 1 numaralı sorunu, "Doların uçuşu" ya da terör, işsizlik vd.den daha önemli bence. Çevremiz bu illetle yaşamak zorunda olanlarla dolu. Ana sınıfından başlayarak ilkokulda çocuklarımız bu hastalığın ve korunmanın tüm detaylarını öğrenecek şekilde eğitilmeli.

 

Bir hususta bilim insanları, sağlığımızı yönetenler hatta hastalığı yaşayanlar bile sebep, teşhis ve tedavide farklı farklı görüşlere sahipler. bana ilginç geliyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

Diyabetik Ayak

 

Diyabetin komplikasyonu olarak ortaya çıkan sinir tahribatı ve tıkayıcı damar hastalığı; birlikte etki ederek ayaklarda yara açılmasına neden olurlar. Tedavi edilmemesi halinde ileri derecede komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

 

Diyabetik ayak, günümüzde diyabet ya da bilinen ismi ile şeker hastalığı ile devam eden kan şekeri yüksekliği sonucu oluşan, semptomlara neden olan ilerleyici bir hastalıktır. Diyabet, tarih boyunca toplumların en önemli sağlık sorunlarından biri olmuştur.

 

Diyabetin önemli komplikasyonlardan biri olan diyabetik ayak hastaneye yatışların en önemli sebebini oluşturmaktadır. Diyabetik ayakta tedavinin sağlanması, amputasyonun önlemesi artık etkinliği kanıtlanmış olan girişimsel radyoloji teknikleri ile mümkün olabilmekte, endovasküler tedaviler uygulamaktadır.

 

Diyabet hastalarında ayak yaralarının oluşumuna yol açan bir kaç temel neden vardır; -Kontrolsüz diyabet -Kontrolsüz diyet -Damar tıkanıklığı ve darlığı (Diyabetik vaskülopati) -Sinir hasarı (Diyabetik nöropati) -Ayak hijyen koşullarının yetersizliği. Diyabetik ayak geliştiği anda altta yatan damar hastalıkları giderildiği taktirde  bu hastanın gerçekten yaşam kalitesine ve yaşam süresine çok ciddi katkılar sağlanır.

 

Resimler rahatsız edici olabilir...

 

Spoiler

2011_07_30_10_31_09.jpgdiyabetik_ayak_yaralari.jpg

 

Tedavi

 

Diyabetik ayak gelişen hastalarda iyileşmeyen yaraların altında yatan nedenlerden biri de damar darlık ve tıkanıklığına bağlı kan akımının yetersizliğidir. Diyabetik ayak hastalarında mutlaka damarların değerlendirilmesi darlık ve tıkanıkların giderilmesi gerekir. Bu tür patolojiler giderilmezse diyabetik ayak ilerleyici olup organ kaybına yol açabilmektedir. Çoğu zamanda iyileşmeyen ayaklarda kangrene yol açar. Kangren hastanın ayaklarının kaybına yol açabilmektedir.

 

Girişimsel radyolojide damar darlık ve tıkanıkları saptandığı taktirde bunlara yönelik balon anjiyoplasti ve stent yerleştirilmesi yapılabilmektedir. Tedavi planlanırken mutlaka kombine yaklaşım gösterilmelidir. Bu kapsamda damar tedavileri ile birlikte; -Kan şekerinin düzenlenmesi -Diyetin düzenlenmesi -Ayaktaki yaralara yönelik antibiyotik tedavisi ve pansuman uygulanması -Ayakta gangrenöz yaralara yönelik hiperbarik oksijen tedavisi ve destekleyici tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.

 

Koruyucu Yöntemler

 

Kangren gelişmeden şeker ve diyetin agresif kontrolü, sigara kullanılması, ayak bakımı koruyucu yöntemlerin başında yer alır. Diyabet kontrolünde temel yapı taşlarından biri beslenmenin düzenlenmesidir. Beslenme tedavisinde kişiye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırmak, kişinin yaşam süresini kalitesini yükseltmektir.

Diyabetli bireylerinin beslenme tedavileri; yaşına, boyuna, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyo-ekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından düzenlenir. Beslenme programı kişiye özeldir, bir tek diyet örneği yoktur.

 

Ayakların korunmasında diyabet hastalarına yönelik ayakkabı ve çorapların kullanılması, çıplak ayakla dolaşılmaması uygulanması gereken önlemlerdir.

 

Edited by elbais

Share this post


Link to post
Share on other sites
elbais    1,705
elbais

Konu bitmedi daha ekleyeceklerim var.. Lakin yoruldum ;)

 

Araya atılan mesajlarla ilgili bir uygulamamız olacak, haber vereceğim ;) 

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

×
×
  • Create New...