Jump to content
  • 0
Sign in to follow this  
pckolog

David Fincher'ın yönettiği en iyi film?

David Fincher'ın yönettiği en iyi film sizce hangisi?  

74 members have voted

You do not have permission to vote in this poll, or see the poll results. Please sign in or register to vote in this poll.

Question

pckolog    486
pckolog

Günümüzün yaşayan en iyi yönetmenlerinden biri olan David Fincher'ın yönettiği en iyi uzun metrajlı film sizce hangisi?

Çoklu seçim yapabilirsiniz. Ancak nedenlerini yorumlarda belirtirsek çok güzel olur arkadaşlar.
Edited by pckolog

Share this post


Link to post
Share on other sites

Recommended Posts

  • 1
Cane®    67
Cane®

Se7en

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 1
Kusotaku    170
Kusotaku

Fight Club. İzlediğimde az etki bırakmamıştı. 

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
Castiel    218
Castiel

Se7en dedim. Fight Club genellikle ondan daha fazla seviliyor. Bence o da çok iyi bir film tabii ama hikayesi ve bende bıraktığı etki olarak Se7en daha önde. Favori filmim o Fincher filmografisinden.

Edited by Castiel

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
mangdasire    91
mangdasire

Se7en ve Fight Club arasında kalsam da oyumu Se7en'a verdim. Zor bir kıyas.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
extremebrutal    32
extremebrutal

4 tane birden işaretledim.. Adamın kötü filmi yok ki!

Favorilerm Dövüş Kulübü ve Panik Odası..

Edited by extremebrutal
Harf hatası
  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
levanten    696
levanten

Filmlerinin hepsini izledim. Beni en çok etkileyen Fight Club oldu.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
hashus    566
hashus

Zodiac... Sürpriz finale yaslanmadan meselesini usul usul ve kusursuz bir şekilde anlattığı için.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
DeanJames    1,366
DeanJames

Bütün filmleri iyidir ama bence zirvesi Fight Club. Tabi bunun  Chuck Palahniuk'un muhteşem dehasıyla yazdığı aynı adlı kitabın bir sonucu olduğunu da unutmamak lazım.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
SirRonyon    80
SirRonyon

Başlığı görünce seçerken zorlanırım dedim ama bir saniye bile ekstradan düşünmeden Fight Club'ı seçtim, sanırım yeri baya farklı bende :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
thebane    14
thebane

David FINCHER denilince akla gelen ilk Fight Club'dır zaten. O yüzden oyum Fight Club'a. Sigara kutusundan tut odamın kapısındaki poster resmi Fight Club. Fight Club her yerde :oleyo:

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
Prequel    67
Prequel

Alien 3: 2
Se7en: 8
The Game: 7
Fight Club: 10
Panic Room: 6
Zodiac: 9
The Curious Case of Benjamin Button: 10
The Social Network: 9
The Girl with the Dragon Tattoo: 8
Gone Girl: 7

Fight Club ve The Curious Case of Benjamin Button gözümde eşit ama ben ikincisine oyumu veriyorum. O filmde unutamadığım kareler var.

 

Ve aşağıdaki videoyu bırakıp gidiyorum. Defalarca kere izledim gönder tuşuna bastıktan sonra yine izleyeceğim. TR altyazı seçeneklerde var, siz de izleyin.:good:

 

 

Edited by Prequel

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
pckolog    486
pckolog

Bende Fight Club'ın yeri ayrıdır ve çok özeldir. İlk defa 14-15 yaşlarında körpe bir sinema izleyicisi olarak izlemiş ve uzun bir süre etkisinden çıkamamıştım. David Fincher'ın izlediğim ilk filmidir. Hala ilk gün gibi hatırlarım hissettiklerimi. Öylesine bir film olarak izlemeye başlamıştım, sonunda şok olup "nasıl ya?" moduna girmiştim. İkinci izleyişimde detayları fark ettiğimde "ne salakmışım yahu!" demiştim. Dürüst olmak gerekirse sinemadan anlamlar çıkarmak yoktu o yaşlarda kafamda. Filmin konusunu soran birine "adamlar dövüş kulübü kurmuşlar, dövüşüyorlar işte" yüzeyselliği de yoktu ama tüketim toplumunu eleştiren alt metinleri çıkaracak biri de yoktu açıkçası. :) Psikolojik kırılma yaşayan bir insanın olmak istediği ve olduğu kişiyle olan savaşı harika bir kurgu ile anlatılmıştı. Benim için Fight Club o yaşlarda özetle bu demekti. Ama hikayenin anlatılış biçimi yönetmene hayran olma sebebimdi. Sonradan sinemasal olarak filmleri incelemeye başladığımda, kurgunun haricinde senaryoya, sinematografiye, ses-müzik kullanımına ve buna bağlı atmosfer yaratımına vs. dikkat etmeye başlamama sebep olmuş filmlerin öncüsüdür ayrıca. "Tüketim toplumunu eleştiren tüketim toplumu ürünü" veya "FBI, halkı sisteme bağlamak için Hollywood'dan sipariş verilerek hazırlanmış ısmarlama bir filmdir" denerek küçümsenemeyecek bir filmdir benim için.

Aynı yönetmen abi daha sonradan izlediğim Se7en ile beni yine tam on ikiden vurmuş ve favori yönetmenlerime girmiştir çok önceden. The Game bu iki filmin yanında çerez kalmıştır benim için. Alien serisinden pek hazzetmediğim ve 3. filmin çok düşük puanları yüzünden yönetmenin hala izlemekten korktuğum tek filmidir. The Curious Case of Benjamin Button ile hikaye anlatma sanatını çok iyi bildiğini ispatlamıştır David Fincher. Gone Girl ve özellikle The Social Network gibi sıradan bilindik bir hikayede dahi gerilim nedir, nasıl yaratılır, nasıl korunur ders vermiştir, rüştünü ispatlamış yaşayan en iyi yönetmenlerden biridir.

Bu kadar kişisel yorumdan sonra The Curious Case of Benjamin Button'ın en bayıldığım sahnesini paylaşmak istiyorum.

Kimi çarpışma noktası der, kimi kader der, kimi de kelebek etkisi... Farklı sözcükler ama bence özünde hepsi aynı hikayeler aslında. ^_^

Alıntı

Bazen çarpışma noktasındayızdır ama farkına varmayız. Tesadüfen ya da bilerek ayarlanmış da olsa bu konuda yapabileceğimiz bir şey yoktur. Paris'te bir kadın alışverişe gidiyordu. Ama mantosunu unuttuğu için onu almak üzere geri döndü. Mantosunu aldığında telefon çaldı, durup açtı ve birkaç dakika konuştu. Kadın telefonda konuşurken Daisy, Paris Opera binasında gösteri için prova yapıyordu. O prova yaparken kadın telefonu kapatıp dışarı çıkarak taksiye bindi. Önceki müşterisini bırakan taksi şoförü bir fincan kahve içmek için mola vermişti. Bütün bunlar Daisy prova yaparken oldu. Önceki müşterisini bıraktıktan sonra kahve molası veren taksi şoförü, şimdi bir önceki taksiyi kaçıran alışverişe giden kadını almıştı. Taksi, saatini kurmayı unuttuğu için işe gitmek üzere evden her zamankinden 5 dakika geç çıkan adam karşıdan karşıya geçtiği için durmak zorunda kaldı. İşe geç kalan adam karşıdan karşıya geçerken Daisy provayı bitirip duşa girmişti. Daisy duş alırken, taksi de kadını, tezgahtar kızın erkek arkadaşından ayrıldığı için hazırlamayı unuttuğu paketi almak için girdiği butiğin önünde bekliyordu. Paket hazır olduğunda taksiye dönen kadının önüne bir kamyon çıkmıştı. Bu sırada Daisy giyiniyordu. Kamyon yoldan çekildiğinde taksi harekete geçti. Bu sırada Daisy giyinmiş, ayakkabısının bağı çözülen bir arkadaşını bekliyordu. Taksi trafik ışığında durduğunda Daisy ve arkadaşı tiyatronun arka kapısından çıktı. Sadece bir şey farklı olsaydı...

O ayakkabı bağı çözülmeseydi... O kamyon daha önce geçseydi... Ya da o paket hazır olsaydı... Kız erkek arkadaşından ayrılmamış olsaydı... Ya da o adam saatini kurup beş dakika önce kalksaydı... Ya da o taksi şoförü kahve molası vermeseydi... Ya da kadın mantosunu unutmasaydı...

Ve bir önceki taksiye binseydi, Daisy ve arkadaşı karşıdan karşıya geçerken taksi de onları geçip gidecekti. Ama hayat... kimsenin kontrol edemediği yaşamların ve olayların kesişiminden ibarettir. O taksi geçip gitmedi... ve o şoförün bir anlığına dikkati dağıldı...

- Daisy!

...ve taksi Daisy'e çarptı...

- Daisy! Yardım edin!

...ve bacağı kırıldı.

 

Edited by pckolog

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
antichrist    6
antichrist

Se7en fena sarsıcı! :good:

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
neAlaka    9
neAlaka

Se7en dedim ama hak ettiği değeri görmeyen filmi Zodiac.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
zapp brannigan    231
zapp brannigan

Gone Girl'cüyüm. :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
Pirpir    224
Pirpir

Bence de Gone Girl. 

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
Burhan Guclu    221
Burhan Guclu

Birçoğunu izlemişimdir ama yine de açık ara Fight Club diyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
hocam    79
hocam

Se7en çünkü senaryo iki karizmatik oyuncuyla baya bütünleşmiş ve güzel bir final yapmıştı.

İkinci olarak "The Game" i seçtim. Bir insanın yaşayabileceği en olumsuz durumları doğumgünü hediyesi olarak kardeşi tarafından organize edilmesini keyifle seyretmiştim.

Diğer seçenekleri işaretleyen arkadaşlarımın da doğru seçim yaptığını düşünüyorum.

extremebrutal, 13.02.2017 - 22:56 tarihinde yazdı:

Adamın kötü filmi yok ki!

İşin özü budur bence.

 

Edited by hocam

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
Ciassou    0
Ciassou

Zodiac en iyisiydi.

Share this post


Link to post
Share on other sites
  • 0
izleryazar    0
izleryazar

Hemen hemen tüm filmlerini çok seviyor olsam da benim için de en çok öne çıkan Fight Club. İkinci olarak ise The Curious Case of Benjamin Button'ı seçtim. O da çok özel bir film benim için.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Answer this question...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

×
×
  • Create New...